"Tevhid Tarihi : Toplu Tebliğ - rahle.org

"Tevhid Tarihi : Toplu Tebliğ - rahle.org

"Tevhid Tarihi : Toplu Tebliğ


Facebookta Paylaş
Tweetle

"Yakup YILMAZ tarafından yazıldı.

 

Kur'an da adı geçen peygamberlerin hemen tamamında insanlara dini anlatmak için aynı yöntemlerin kullanıldığını görüyoruz. Kur'an da adı geçen peygamberlerin hemen tamamında insanlara dini anlatmak için aynı yöntemlerin kullanıldığını görüyoruz.


[033.072] Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, sorumluluğundan korktular. Pek zalim ve cahil olan insan onu yüklendi.

[003.104] Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir ümmet olsun. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.

[042.013] Allah, dinden Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa ya ve İsa 'ya tavsiye ettiğimiz Allah'ın dinini hayata egemen kılın ve bu konuda görüş ayrılığına düşmeyin' direktifini sizin için bir hayat düsturu olarak öngördü. Fakat kendilerini çağırdığın bu düstur Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.»

 

Tevhid tarihi yazılarımızda Müslümanların en önemli görevlerinden olan tebliğ ve eğitimden bahsedeceğiz. Bilindiği gibi tebliğ, Müslüman bir ferdin veya grubun, inanmayanlara dini anlatması, hatırlatacak sözler ve davranışları gerçekleştirmesidir.

Kur'an-ı kerimde yaratılış amacımızın Allah'a kulluk olduğu ve bu kulluğu yerine getirmek için dünyada imtihan edileceğimiz belirtilmiştir. İmtihan dünya hayatının bütününü kapsamakta hayatın her anını kuşatmaktadır. İbadetlerimiz, insanlarla olan ilişkilerimiz, işlerimiz, evlatlarımız İnsanlara iyiliği emredip, kötülüklerden sakındırmak hep bu imtihanın bir parçası, konusu olmaktadır.

Kur'an-ı kerimin pek çok yerinde peygamberlerin mücadelesi anlatılmakta hatta aynı olaylar bazen tekrar edilerek karşımıza çıkmaktadır. Allah tealanın bize bildirdiği bu kıssalar insanlara dini ulaştırmak ( tebliğ ), iman edenleri yetiştirmek, geliştirmek (eğitim) isteyenler için, nasıl bir metod kullanılması gerektiğini gösteren örnekliklerdir.

Kur'an da adı geçen peygamberlerin hemen tamamında insanlara dini anlatmak için aynı yöntemlerin kullanıldığını görüyoruz. Tevhid tarihi dediğimiz bu süreci daha kolay anlamak amacıyla tebliğ ve eğitim diye iki başlık altında inceleyeceğiz. Tebliğ; fert veya topluluk olarak, inanmayanlara dini anlatacak, hatırlatacak sözler ve davranışları gerçekleştirmektir. Tebliğde muhataplarla birebir konuşma cevap verme imkânı olan ortamlar ferde/ferdi tebliğ böyle bir imkânın olmadığı kitleye hitap edilen veya asıl mesajın kitleye verilmek istendiği halka açık tartışmalar gibi ortamlarda yapılan tebliğe de toplu/topluma tebliğ diyeceğiz.

TOPLUMA TEBLİĞ

Toplu tebliğ Hz. Âdem hariç bütün peygamberlerin mücadeleye başlama şeklidir. Peygamberlerin toplu tebliğ de Allahın varlığı ve birliğini, O'nun Rabliğini ve ilahlığını vurguladıklarını, Kendilerinin Allahın kulu ve resulü olduklarını bu nedenle kendilerine itaat etmelerini, Ahiret günü yaptıkları her şeyden hesaba çekileceklerini bu nedenle dünyada iyi işler yapıp kötülüklerden sakınmalarını dile getirmişlerdir.

Bu tebliğ esnasında hemen tüm kavimlerin benzer tepkiler verdiklerini ve peygamberlerini aynı şekilde yalanladıklarını tehdit ettiklerini hicrete zorladıklarını Kur'an-ı kerim bize haber vermektedir.

Hz. Muhammed (a.s.v.) ve diğer peygamberlerin kullandıkları metod şüphesiz ki Allahın razı olduğu metoddur. Ve Müslümanlar hayatlarının her anını onları örnek alarak yaşamalıdırlar. Ferdi tebliğde toplu tebliğin hemen peşinden arayış içerisinde olan insanlara din anlatılmasıyla başlamıştır. Toplu tebliğde karşımıza çıkan (şüphesiz bizim anlayabildiğimiz kadarı) ve bugün biz Müslümanlarında uygulaması gereken başlıklar şunlardır:

KENDİNİ TANIMLAMA

Peygamberler kendilerini, görevlerini ve küfrü tanımlayarak işe başlamakla hem iman edenlerin zihnini berraklaştırmakta hem de inkâr edenlerin onları asılsız iftiralarıyla yaftalamalarına engel olmaktadırlar. Bu günün davetçisi için dikkat edilmesi gereken bu husus, inkârcıların halkı kolaylıkla maniple eden güçlü medya ve diğer kurumları nedeniyle ayrıca bir önem kazanmaktadır. Böyle bir başlangıç elbette küfrün bu yaftalama yalancılıkla, büyücülükle, bölücülükle suçlama işinden vazgeçeceğini göstermez. Fakat halkın bizi bizim tanımlarımızla tanıması mesajın daha kolay ve net ulaşmasına yardımcı olacak muhatapların aklında ve kalbinde oluşabilecek engelleri azaltacaktır.

Kendilerinin Allah tarafından görevlendirilmiş bir elçi olduklarını söyleyerek risalet görevlerine başlayan peygamberler hemen şu itirazlarla karşılaşmışlardır: Allah bir melek göndermeli değimliydi? Veya eğer peygambersen bir mucize göster! vb. Tanıdıkları, güvendikleri bir insanın peygamberlik söylemi ile karşılaşan kavimleri pek çok kez açık mucizeler görmelerine rağmen iman etmemiş ve onları yalancılıkla, büyücülükle vb. suçlama kalkmışlardır. Bizlerde bu gün insanların karşısına çıktığımızda Müslümanlar olduğumuzu, onları tevhide ve peygamberimizin risaletini kabul etmeye çağırdığımızı, ilah ve Rab olarak yalnız Allah'ı kabul etmelerini hayatlarını Kur'ana ve sünnete göre düzenlemelerini gerektiğini ifade ile tebliğimize başlamalıyız. [1]

GÜVENİLİRLİK

İslam davetçisi emin olmalıdır. Kişiliği ve hareketleriyle insanların kalbinde şüphe bırakmamalıdır. Elbette her Müslüman böyle bir geçmişe sahip olmayabilir. Fakat Hz. Musa (a.s) örneğinin bize öğrettiği gibi yanlış yaptığımızı itiraf etmekten çekinmemeli, önemli olanın bizim şahsımız değil davetimiz olduğunu unutmadan Hz. Yusuf'un(a.s) yaptığı gibi şahsımızla ilgili güvenilirlik sorunu halledilince hemen tebliğe devam etmeliyiz. Elbette ki güvenilirlik hayatın tümünü kuşattığında anlam kazanır. Söylediklerini yapan, yaptıklarını insanlardan isteyebilir.[2]

ÜCRET İSTEMEMEK

Davetçinin ücretini verecek olan Allah tır. Bu ücret bazen dünya'da çeşitli şekillerde karşımıza çıkar. Bazen de Ahiret'e bırakılır. Fakat bizler yaptığımız, yapacağımız işlerin hiçbirine karşılık insanlardan hiçbir şey istemeyiz, istememeliyiz. Ücret bazen ölümlerin en güzeli şahadet olarak – Ashabı uhdud- karşımıza çıkar, bazen Allah resulünün söylediği gibi üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlı olan muhatabımızın iman etmesi şeklinde bazen de günahlarımıza kefaret olacağını umduğumuz –Hz. Eyyub- sıkıntılar şeklinde olabilir.[3]

KÜFRÜ TANIMLAMA

Tevhid adalet, şirk ise zulümdür. Tevhidi esaslara dayanmayan her sistemin, eylemin apaçık tariflenmesi gerekir ki böylelikle iman edenlerin içinde bir buğz oluşsun, muhataplarımız olaya bakış açımızı öğrensin ve işin iğrençliği ortaya çıksın.

 Zulümle iç içe yaşadıkları için zalim veya mazlum artık bunu fark etmiyor hale gelebilir. Küfrün bizim tarafımızdan tanımlanması ile insanlar yaptıkları işin kötülüğünün farkına varabilirler. Toplumun içinde bulunduğu durumdan rahatsız olanlar bizlere daha kolay ulaşabilir.

 Peygamberlerde içinde bulundukları toplumun öne çıkan özelliklerini onlara bildirmiş: putlara tapmamalarını, ölçü ve tartıyı adaletli yapmalarını, yol kesmemelerini, şehvetle erkeklere yaklaşmamalarını, yüksek binalar yaparak dünya hayatının aldatmacasına kapılmamalarını vb. hatırlatmışlar ve kendinin bunlardan uzak olduğunu kavimlerine bildirmişlerdir.[4]

GÜNDEM OLUŞTURMAK

Evlerde, işyerlerinde sokaklarda insanlar neyi konuşuyorlar, tartışıyorlar? Sürekli, hızlı ve bilinçli şekilde değiştirilen saptırılan gündem halkın düşünmesini, görmesini engellemektedir. Yaratılış amacını unutan islamdan bihaber kitleler takip edemedikleri anlamadıkları gündemler karşısında ilgisiz hale getirilmektedir. Olayları, fikirleri, kişileri nasıl görmeleri isteniyorsa öyle davranmaya başlamakta hakkında hiçbir bilgisi olmayan şeylere düşman kesilmekte veya kendine hiçbir fayda sağlamayacak düşünce veya kişilerin ateşli bir savunucusu haline gelmektedir.

Davetçinin toplumun karşısına islamla çıkması, kendini ve görevini tanımlayarak tebliğe başlaması halkın gündeminin İslam olmasına kabul etsin veya ret etsin insanların islamı tartışıyor hale gelmesine yol açar. Bu durum insanların bize yönelmelerini ve sorularının cevaplarını bizde aramalarını sağlar ki böylece dinlemeye hazır bir kitleyi karşımızda buluruz.[5]

TEBLİĞDE USUL

Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, And olsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır. Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme. (Nahl, 125–127)

HAZIRLIK

İnsanların bizi dinlemelerini nasıl sağlarız? Konuşmamız, tavırlarımız, bilgimiz yeterli düzeyde olmalı, değilse bu hale gelmek için çalışmalıyız. Söylediklerimizin uygulayıcısı olmalı, asla kendimi geliştireceğim bahanesinin ardına saklanarak tebliğden vazgeçmemeliyiyiz. İçinde yaşadığımız toplumu iyi tanımalı, kendimizi iyi tanıtmalıyız. Kişisel eksikliklerimiz insanlara dinin ulaştırılmasında engel olmamalı ve hem bunları gidermek için çalışırken hem de Hz. Musa gibi Allaha yalvararak yardım istemekten vazgeçmemeliyiz. Unutulmamalıdır ki tebliğ her Müslüman için yerine getirmesi gereken hesap vereceğimiz bir görevdir.[6]

TEVEKKÜL

Davetçi toplu tebliğe başlar başlamaz hemen bir tepki ile karşılaşacaktır. Bu tepki ilerleyen zamanlarda alay, hakaret, tehdit, tecrit, hicret ve belki işkence safhalarına ulaşacaktır. Davet sonucunda halk iki sınıfa ayrılacak ve birbirlerine karşı olacaklardır. Yalnız Allaha güvenip sadece dayanan davetçi Allaha tevekkül edecek ve bazen bunu sesli dile getirerek kendine, inananlara ve inkâr edenlere korkulması ve yardım edilmesi istenen varlığın Allah olduğunu hatırlatacaktır. [7]

KİTLELERE ULAŞABİLECEĞİMİZ UYGUN ORTAMLAR

Müslüman her ortamı tebliğ için kullanabilmelidir. Fakat pek çok insana ulaşabileceğimiz ortamları iyi değerlendirmede daha bir dikkatli olmalıyız. Hz. Musa ve Hz. İbrahim (a.s) örneklerinin gösterdiği gibi insanların dinlemeye hazır hale geldiği bayram günleri, günün erken saatleri, toplantılar, yemekler, sohbetler vb. ortamları dinin insanlara ulaştırılmasında ayrıca bir öneme sahiptirler.[8]

SORULARIN CAZİBESİNE KAPILMAMAK

Tartışmalarda dikkat edilmesi gereken bir hususta muhatabın sorularının peşinden koşmamak, mesajın bulanıklaştırılması engellemektir. Her soruya cevap verebiliriz. Fakat öncelikli konular sırası önemlidir. Dinleyenlerin kafasını karıştırmak amacı ile peş peşe sıralanan ve bizi zor durumda bırakmayı amaçlayan sorulara karşı dikkatli olmalıyız.[9]

TEBLİĞ
ALLAHIN VARLIĞINI, RABLİĞİNİ HATIRLATMA

Peygamberler kavimlerine Allahın varlığını bildirdiklerinde kavimlerinin Allahın varlığını bildiklerini ona inandıklarını fakat bu inancın zamanla bozulduğunu ve Allah ile birlikte başka ilahlar, O'ndan başka Rabbler edindiklerini görmüşlerdir. Hâlbuki Allaha inandığını söyleyen bir kimsenin hayatını düzenleyen kuralları belirlerken Allahın kurallarına riayet etmemesi düşünülemez. İnkârcıların mantığı "evet Allah var fakat ticaretimi, yönetimimi zevklerimi ben belirlerim" şeklinde olmuş hatta bazen kendilerini Allahın yeryüzündeki temsilcileri kanun koyucuları olduklarını iddia eder hale gelmişlerdir. Bu nedenle ulûhiyet ve rububiyet tebliğin ana gündemi olmalıdır. [10]

KORKUTMA

Tebliğde korkutma ahiretin hatırlatılması, ölüm gelmeden önce günahlardan vazgeçilmesi yoksa Allahın hesabının çetin olacağı şeklinde veya cehennem azabının sürekli ve şiddetli olacağı hatırlatılarak olabilir. Önceki ümmetlerin başına gelenler, yakınlarının, tanıdıklarının nasılda ölüp gittikleri, dünya hayatının bir imtihan olduğuna da vurgu yapılabilir.[11]

NİMETLERİ HATIRLATMA

Saymakla bitmeyecek nimetlerin içinde yaşayan insan, zamanla bunları ayırt edemez hale gelmekte ve bu nimetlerin şükrünü unutmaktadır. Allah insanı tüm yaratılmışların en şereflisi olabilme özelliği ile yaratmış olmasına rağmen hayvandan daha aşağı seviyeleri kendilerine uygun gören inkârcılara hem kevni ayetler hatırlatılmalı hem de insani meziyetlere vurgu yapılmalıdır. Akıl, sağlık, aile, vb. nimetlerin Allah tarafından verildiği ve bunların Allahın istediği gibi kullanılması gerektiği üzerinde durulmalıdır.[12]

DİNİ ESASLARIN TANIMLANMASI

Tebliğin bütün aşamalarında peygamberler insanlara sürekli dine ait esasları hatırlatmışlar, karşılaştıkları her durumu Allahın sınırlarına göre yorumlamışlardır. Allah'a iman( Tevhid, şirk, Allah'ın ilahlığı, Rabliği), nübüvvet, Ahiret, yaratılış amacımız, adalet ve zulüm, islamın olaylara kişilere bakış açısı, ibadet ve diğer pek çok konu sürekli tekrar edilmeli, inkârcıların neyi reddettikleri iman edenlerin de neye iman ettikleri netleştirilmelidir.[13]

Dipnotlar

[1] (007.104–105), (026.106–108), (026.124–126), (026.142–144), (026.161–163) (11/31), (71/3)

[2] (026.018–22)(012.050–53)

[3] (6/90), (11/51), (10/72), (11/29), (23/72), (25/27), (26/109, 127, 145, 164, 180), (34/47), (36/21), (38/86), 06/90, 12/103, 25 /56–57, 34/46–47

[4] (026.151–152)(026.165–168) (026.181–183)

[5] (021.059–60)

[6] (020.024–036)

[7] (040.026–027)(060.004)

[8] (020.058–059)(021.051–073)

[9] (026.023–030) (012.036–041)

[10] (040.028–045)(007.059–064) 7/70, 41/14, 26/144, 11/26, 23/23, 2/258

[11] (040.029–034)(007.065–070)

[12] (014.005–008) , 71/4, 6/76–80

 

 [13] (020.050 (007.085–088) (006.080–081) (002.258) (060.004)(027.045–047) (026.023–028) 2/258, 6/81, 21/52–67, 26/70–104, 29/17–29, 37/85–99, 7/85–86, 7/89, 11/84–86, 26/177–184, 3/44–55, 5/72–75, 19/16–36, 61/6

Copyright 2018 © RAHLE DERGİSİ