ED-DARR CC/EN-NAFİ’ CC - rahle.org

ED-DARR CC/EN-NAFİ’ CC - rahle.org

ED-DARR CC/EN-NAFİ’ CC


Facebookta Paylaş
Tweetle

 

Durr/Nef’, Yani Nedir Zarar/Fayda?

Zarar ve fayda; Cenabı-ı Hakk’ın “eşya”nın bünyesine yüklediği birer sıfattır ki, onunla hem kendine hem de başka bir “şey”e te’sir edebilsin.(1) Bu sıfat, bir istidatla cereyan eder ki, bu haliyle o; mahza nimettir. Onun nimet oluşu; yaratılışın mühim gayesi ubudiyette mükellef için bir yönelme, hem de korunma saiki ile olur ki, bu da halis bir din için elzemdir.

Mevzuyu açalım;

Zarar/durr; kötü haldir. Bu ya ilim, fazilet ve iffetin azlığından dolayı kişinin kendi nefsinde olur; ya da organlarının olmaması ve eksiklikleri gibi kişinin bedeninde olur. Ya da mal ve makam eksikliği gibi zahir halde olur.(2)     Fayda/nef’; kendisiyle iyiliğe ulaşılan şey demektir. Dolayısıyla fayda, iyiliktir. (3) . Kendisiyle lezzet ve zevk duyulandır.(4)

Mülk, bi-l külliye, Hakk Teâla’nındır. Yaratma fiilinde keyfiyet de O’nun hakkı olmalıdır. Zarar/fayda verebilme istidadını zerreden kürreye, canlıdan camide her bir mülküne, irade ettiği mikdarda takdir etmiştir. Eşyadaki bu sıfat, karar verme melekesine sahip bir akıl sahibi canlıda ise, iradenin öncülüğünde vaki olur. Yani; insan, başkasına ve ya kendisine zarar/fayda vermeyi murad eder ve bunu fiile döker. Bu iki esmanın hikmeti, insanın ufkunda bunun keyfiyetini aydınlatan ışıklar yakar.

Zarar/fayda; zaman, mekân ve şartlar muvacehesinde farklılaşabilir. Azı faydalı bir şeyin çoğu zarar verebilir; su gibi. Birisine faydalı olan, başkasına zarar verebilir; ilaç gibi. Zarar/faydası bir şeye karşı çokça etki edebilirken, diğerlerine daha az etkili olabilir; çocuk ve yetişkin farkı gibi. Geçmişte zararlı/faydalı olan bir şeyin zarar ve faydası gelecekte mikdar ve keyfiyet değiştirebilir; gençliğinde okusaydın sana zarar verebilecek bir kitab, şimdi faydalı olabilir.  Toplum içinde yapılan eleştiri, ruhunuzda yaralar açabilirken, ikili ve yapıcı eleştiri fayda sağlayabilir.

Zarar/fayda kavramları, hayr/şerr kavramlarından farklı bir düzlemdedir; zararlı olanın şerr ile ve faydalı olanın da hayr ile eşleştirilmesi sahih olmaz. Hayr/şerr kavramları “akıbet” düzleminde ortaya çıkar. Kulların bedenize zararı dokunan bazı hallerin, hayr ile nihayetlendiği gibi, aksi de vakidir.

İnsan fıtratında zarardan kaçınma/faydayı celb gibi bir mesar/güdü mevcuddur. Bu güdü sayesinde, zarardan kaçınır ve kendisine fayda sağlayacak şeylerin temini için sa’y-u gayret içinde olur. Bedenini ateşten uzak tutar, hararetli havada sıhhatini muhafaza için  bir gölge edinir, onun hayatiyeti için gıda temin eder ve  zarara sebeb olmayacak usulde tüketir. Bu fıtratın nimet olmasının ilk yönü budur.

İkinci yönü ise; nefsinin selameti için onu mazarrattan uzak tutmak ve tezkiye olacağı yola revan eylemektir..

Bu iki husus, ancak “akl-ı selim”in rehberliğinde dengede olabilir. Kişi, zarardan kaçınma ve faydayı celp adına, aşırı titizlik ve korkuyla  nefsine ve bedenine zarar verebilir, bir çok faydadan da mahrum kalabilir.

Mevzu’, aklın selim vasfını kazanması için nasıl terbiye edileceği noktasına geliyor.

Ed-Darr cc/En-Nafi’ cc

Allah Teala, Ed-Darr cc/En-Nafi’ cc dir. Bu iki ismin birlikte ele alınması gereklidir. Tek tek ele alındığında anlam kayması, kavrama zorluğu, bütünselliğini kaybetme riskleri doğar.

Ed-Darr; elem veren veya acı ve ızdırab sebeblerini ve istidatları yaratan, keyfiyet ve mikdarını tayin eden ve izin veren demektir. Elemi sonuç veren etken, zevk verici veya zevksiz de olabilir.

En-Nafi’; faydaya taalluk eden lezzet ve zevk sebeblerini veren, keyfiyet ve mikdarını tayin eden ve izin veren demektir. Bunlar, hissi ve manevi, bütün alanlarda söz konusudur.

Kur’an-ı Kerim bu iki esma-i şerifeyi ele alırken, çok mühim bir noktaya odaklanır; kulların imanını tashih ve böylelikle nefslerini terbiye etmek..

Şimdi bunları açalım;

a-Tevhid, fayda ve zararın, “Vahid” olan’dan başkasına izafe edilmesine izin vermez.

Vahy, insan fıtratındaki zarardan kaçınma/faydayı elde etme ihtiyacını buna güçleri olmayan sahte ilahlara yönlendirmeyi, aklın kabullenemeyeceğinden bahsediyor. Müşrikler bu düşünce ve eylemlerinden dolayı kınanır. Zarar/faydayı kendi kudret elinde tutan kim ise, ona yönelmenin de selim aklın gereği olduğunu ifade eder. 

“(İbrahim) dedi: «O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan şeylere mi tapıyorsunuz?”  21/66  bkz:22/12, 10/18, 25/55, 26/73

Sonra Hz Peygamber as a yönelerek hakikati izhar etmesini emr buyurur:

“De ki: «Biz hiç Allah'ı bırakıp da bize ne fayda, ne de zarar vermeyecek nesnelere yalvarır mıyız? Ve Allah bizi hidayetine kavuşturmuş iken ardımıza (şirke) döner miyiz?” 6/71

Ve ciddi bir uyarı, Rasul-i Ekrem as ın şahsında tüm insanlığa;

“Ve Allah'dan başka, sana faydası da, zararı da dokunmayacak olan şeylere yalvarma! Eğer yalvarırsan, o zaman hiç şüphesiz sen zalimlerden olursun.” 10/106

b-El-Malik-ül Mülk olan kim ise,  zarar ve faydanın “malik”i de odur:

“De ki: «Allah'ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye malik olmayan  şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendir.” 5/76

“Şu hakıkati görmüyorlar mı idi ki o (Samiri’nin yaptığı buzağı görünümlü put) onlara bir sözle mukabele edemiyor ve kendilerine ne bir zarar ne de bir menfaat eriştirmeğe de malik olamıyordu.” 20/89  ayrıca bkz:25/3,

Eşyada zarar ve faydayı yaratıp takdir eden Kadir-i Mutlak’ın cc bu fiiline engel olabilecek bir başka “malik” de bulunmaz;

“Bedevilerden (savaştan) geri bırakılanlar yakında sana: «Bizleri mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, onun için bize bağışlama dile!» diyeceklerdir. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söyleyecekler. De ki: «Eğer Allah sizi bir zarara uğratmayı dilerse veya size bir yarar sağlamayı dilerse Allah'a karşı kim malik olabilir/bir şey yapabilir? Doğrusu Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır..” 48/11

c-Kul, isteyip harekete geçse de, nefsi için bir fayda/zarar vermeye “malik” değildir. Melik Teâla nın dilemesi/meş’iyyeti ne/nasıl/ne kadar ise ancak öyle…

“De ki: «Ben kendime bile Allah’ın dilediğinden başka ne bir zarar ne de bir menfaat vermeye malikim…” 7/188

Ayrıca bkz 10/49  72/21  34/42

d-Kul, başkasına bir zarar/faydayı murad edip harekete geçse, hatta tüm kullar toplanıp yapsalar, Allah Teala’nın “izn”i olmadan tes’ir etmeye güç yetiremezler…(5)

“O gizli konuşmalar, (o fiskos) sırf Şeytandandır, iman etmiş olanları kederlendirmek için. Hâlbuki onlara bir şey zarar ettirecek değildir, meğerki Allah’ın izniyle ola, müminler de onun için hep Allaha tevekkül etsinler.” 58/10

“…işte bunlardan(iki melekten) kişi ile zevcesinin arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı, fakat Allah’ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilir değillerdi, kendilerine zarar verecek, menfaati olmayacak bir şey öğreniyorlardı,…”  2/102

Ayrıca bkz:20/109, 2/123, 74/48, 34/23

e-İnsana bir zarar/durr dokunduğunda, tüm mahlukatın “kudret”i bir araya gelse de,  Cenab-ı Rahim den başka “Kaşif’id-Durr”/ zararı açıp gideren bulunmaz.

“Eğer Allah sana bir keder/zarar dokundurursa onu ondan başka açacak yoktur ve eğer sana bir hayr dokundurursa, yine o her şeye kadirdir.”  6/17

“Ve eğer Allah sana bir keder/zarar dokunduracak olursa onu ondan başka açacak yoktur ve eğer o sana bir hayr murad ederse o vakıt de onun fazlını reddedecek yoktur, o, onu kullarından dilediğine nasîb eder, o öyle Ğafûr, öyle Rahîmdir.” 10/107

Ayrıca; 10/12, 17/56, 36/23, 39/38

Öyleyse, bu Esma-i Şerifeleri, hayatımızın içine nasıl yerleştireceğiz, tahalluk/ahlak dünyamıza nasıl aksettireceğiz?

Herhangi bir zararla karşılaşıldığında nasıl hareket edelim? Hz Eyyub as ı hatırlayalım:

“Ve Eyyûb'u da (an) o vakit ki, Rabbine nidâ etti, (dedi ki:) «Şüphe yok, beni zarar kapladı, ve Sen (Yarabbi) rahmet edenlerin en merhametlisisin.» Biz de duasını kabul ettik; hemen kendisindeki sıkıntıyı giderdik. Tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir uyarı olmak üzere ona ailesini ve onlarla birlikte olanların bir mislini daha verdik.”  21/83-84

f-Rabbimiz, rahmetiyle üzerimizdeki sıkıntıyı giderdiğinde kullardan iki tavr beklenir:

1-Hamd-u sena ve şükr. Hiçbir şey olmamış gibi geçip gitmek, yalvara yakara ettiğimiz dualarımızı unutmak, sıkıntılarımı gidermenin –haşa-Allah Teala nın vazifesini olduğunu düşünmek, herşeyden önce bi-edeb bir haldir. Kul, nimetin akabinde süratle şükre koşmalıdır.

“İnsana bir sıkıntı da dokundu mu, gerek yan yatarken gerek otururken gerek dikilirken bize duâ eder durur, derken kendisinden sıkıntısını açıverdik mi, sanki kendine dokunan bir sıkıntı için bize yalvarmamış gibi geçer gider, işte o müsriflere yaptıkları ameller böyle tezyin edilmektedir.”  10/12

2-Sıkıntının giderilmesini sebeplere değil, sadece Allah Teala ya atfetmek suretiyle şirkten sakınmak. Fail-i Mutlak olanın sadece Allah cc dır diye  mutmain olmaya gayret etmelidir..

“Hem sizde ni'met namına her ne varsa hep Allahdandır, sonra size keder dokunduğu zaman da hep ona feryad edersiniz. Sonra sizden o kederi açtığı zaman da içinizden bir kısmı derhal Rabb’larına şirk ederler.”   16/53-54 ayrıca bkz:23/75   30/33,  39/8,49

g- Cenab-ı Hakk, Kitab-ı Keriminde bazı fayda verici şeylerden bahs ile, kullarını bunlara teşvik ve tergib etmekte;

-Zikr(hesabı ve din gününü, sorumluluklarını hatırlatmak suretiyle) , 87/9,  51/55,  80/4,

-İman ki, şayet ecel köprücük kemiğine dayanmadan kalbe yerleşiverirse mahza faydadır.. 10/98  6/158, 32/29

-Sıdk, hesab gününde faydası ağır olanlardandır.. 5/119

-Rahman cc, izin verirse şefaat faydadır.. 20/109, 34/23, 2/123, 74/48

-Denizlerde, rızkı helal yollardan aramak için süzülen gemiler faydadır..2/164

-Oğullar, babalar,  salihatta buluşmuşlarsa faydadır..28/9, 4/11,  60/3

-İçki ve kumarda da birtakım faydalar vardır, fakat  ism/günahları daha fazladır.  2/219

-Hayvanlar, özellikle kurbanlık ve binek hayvanlarıda kullar için nice faydalar var…16/5,   22/28, 33,  23/21,   36/73,  40/80, 

-Demir madeni ki, adaleti ayakta tutmaya yarayan gücü/cihadı o temsil  eder. 57/25

e-Ve birtakım şeylerin de, her türlü gayrete rağmen fayda vermeyeceğini haber verir;

-Zalimler için mazeret..30/57,  40/52

-Mal ve oğullar, 26/88

-Kâfirin imanı.  32/29, 40/85

-Tuğyan edene nasihat,  11/34

-Ecelden firar etmek,  33/16

Ed-Darr cc/En-Nafi’ cc isimleri,  tahakkuk ve tahalluk/hakikat ve kullarda ahlak oluşturması cihetiyle tezekkür edildiğinde bazı hikmetlerin lütfedildiğine şahidlik ediyoruz:

-Sabreder ve muttaki olursak, Rabbimiz, düşmanlarımızın zararının bize ulaşmasına  “izin” vermeyecektir. 3/120

-Hidayete ittiba ettiğimizde, Rabbimiz, dalalette olanların zararını dokundurmayacak, sapkınlık çukuruna düşürmeyeceğini va’dediyor. 5/105

-Zarar/fayda, sunnetullah mu’cebince “sebeb”ler dairesinde cereyan etmekte. Aklı, şirk engeline takılmış olanlar, sebeblerin hakikatine cahildirler.  Hakiki “Fail” Cenab-ı Hakktır. Dua ve ibadat sadece O’na sunulmalıdır. 6/71   22/2   10/18   25/55

-Sapkın ve azgınların zararlarından muhafaza olunmak isteyen, “kitab ve hikmet” gibi büyük iki nimetin şükrüne koyulmalı

-Zarar adına ne varsa, Allah’ın “izn”i olmadan “te’sir”  edemeyeceğine iman eder ve sadece O’na tevekkül ederiz. 58/10   2/102

-Hesap gününde kullara fayda verecek şeylere sarılmalı, talep etmelidir: sıdk (5/119) ve Kalb-i selim(26/88)

-Ni’metler, mahza rahmet, dolayısıyla faydadır. Şükrünü ifa konusunda gayret etmeli, En_Nafi’ Teâlâ’nın yardımına müracaat etmelidir. 36/73

Konu hakkında, özet mahiyetinde bir hadis-i şerif zikredilir:

Resûl-i Ekrem bir gün Abdullah b. Abbas’ı terkisine almış ve, “Allah’ın, sayesinde seni faydalandıracağı öğütler vereyim mi sana, ey genç?” dedikten sonra sıraladığı öğütleri içeren metinler içinde nef‘ ve darr kavramlarını zât-ı ilâhiyyeye nisbet etmiştir (Müsned, I, 307- 308).

İbn-i Abbas (r.a) şöyle der:
"Bir gün Resullullah (s.a.v.)'ın arkasında yürüyordum. Bana dedi ki; "Ey delikanlı, sana bazı sözler öğreteceğim. Onları koru ki, Allah seni korusun. Koru ki, Allah'ı yanında bulursun. İstediğin zaman, Allah'tan iste. Yardım dilediğin zaman, Allah'tan dile. Şunu bilki, şayet bütün ümmet, sana bir yarar dokundurmak için bir araya gelseler de, Allah'ın senin için yazdığının dışında bir yarar dokunduramazlar. Aynı şekilde, sana bir zarar dokundurmak için toplansalar Allah'ın senin için yazdığından başka bir şey dokunduramazlar. Kalemler kaldırılmış, sayfalar durulmuştur." ( Tirmizi rivayet etmiş ve, "sahih bir hadistir" demiştir.)

Ebû Hüreyre’den rivayet edilen bir hadisten Hz. Peygamber’in dualarından biri şöyledir:

 “Allahım! Öğrettiğin şeylerden beni faydalandır, bana fayda verecek şeyleri öğret ve bilgimi arttır!” (İbn Mâce, “Du.a,”, 2; Tirmizî, “Da.avât”, 128).

Herhangi bir sıkıntı, hastalık ve ızdırarla karşılaştığımızda, nasıl dua edeceğimizi de Hz Eyyub as ın kıssasından öğretiyor Rabbimiz:

“Rabbi enni messeniye’d durru ve ente erhamü’r rahimin”

“Ve Eyyûb'u da (an) o vakit ki, Rabbine nidâ etti, (dedi ki:) «Şüphe yok, beni zarar kapladı, ve Sen (Yarabbi) rahmet edenlerin en merhametlisisin.» Biz de duasını kabul ettik; hemen kendisindeki sıkıntıyı giderdik. Tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir uyarı olmak üzere ona ailesini ve onlarla birlikte olanların bir mislini daha verdik.”  21/83-84

Nihayetinde, Rasul-i Ekrem sav den, bu esma ile Allah Teala ya dua edilmesi tavsiyesini zikredelim:

"Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim./ "Allah'ın ismiyle ki, O'nun ismiyle (hareket edildiği, O'nun ismi söylendiği vakit), yerde ve gökte hiçbir şey zarar veremez. O, her şeyi İşiten ve Bilendir.."" duasını sabah üç kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez." (İbni Mace)

1-        “şey” ve çoğulu olan “eşya” kelimesi; mevcud/namevcud, tasavvur edilebilen/edilemeyen, isme ait olanın dildeki karşılığı olan kelimedir. Detay için Elmalılı Hamdi Yazır/Hakk Dini Kur’an Dili tefsirinde Bakara/20 ye bakılabilir

(müfredat-ı İsfahani/drr maddesi). Zarar; elem, acı ve ızdırabtır. (İbn-i Arabi/Esma-ül Hüsna)

2-        (müfredat-ı İsfahani/nfa maddesi

3-       İbn-i Arabi/Esma-ül Hüsna

4-       “izn” kavramının detaylı incelemesini, Şakir Kocabaş’ın “İslamda Bilginin Temelleri” adlı kitabından iktibasla şu linkte de bulabilirsiniz; http://sakirkocabas.blogspot.com.tr/search/label/KUR%27AN

Copyright 2018 © RAHLE DERGİSİ