SAADET ASRI/EĞİTİMİN BAŞLANGICI dahiliye İnanç Yapısı’ - rahle.org

SAADET ASRI/EĞİTİMİN BAŞLANGICI dahiliye İnanç Yapısı’ - rahle.org

SAADET ASRI/EĞİTİMİN BAŞLANGICI dahiliye İnanç Yapısı’


Facebookta Paylaş
Tweetle


Necmeddin Irmak

Ehl-i Kitap

Mekke cahili ortamının çok inançlı yapısı içerisinde dikkatimizi çeken bir diğer unsur Ehl-i Kitaptır. Daha sonra gönderilecek din olan İslam ile aynı kökten olan Yahudiler ve Hristiyanlar çeşitli vesilelerle Arap yarımadasında bulunmuş ve cahiliye Araplarıyla diyalog kurmuşlardı.

Tarihleri boyunca sürekli dağılmışlık yaşayan Yahudiler, bu dağılma ve savrul­malarının bir sonucu olarak Arap yarımadasına da gelmiş ve yerleşmiş bulunuyor­lardı* Geçirdikleri uzun süreç neticesinde Araplaşmış bir yapı arzeden Yahudiler, inanç yapılarını ve bu inançtan kaynaklanan varlık tasavvurunu devam ettiriyorlar­dı.

Savrulmuşluklarının nedeni olan fesad ve fitne kaynağı olma özelliklerini Arap yarımadasında da sürdürüyorlar ve birbirleriyle uğraşır duruma getirdikleri Arap kabilelerinin dağınıklığından her yönüyle istifade ediyorlardı. Bulundukları bölge­lerde ticaret onların  ellerindeydi. Yine bu bölgelerde gizli bir hakimiyet sürdürü­yorlardı. Bununla birlikte zahiri gücün Arapların elinde olmasını hazmedemiyorlar ve her vesile ile onlara, kendi içlerinden bir peygamberin çıkacağını ve o peygam­berin Yahudilerin hakimiyetini sağlayacağını vuruluyorlardı.

Yahudiler genelde Yesrip etrafında kümelenmişlerdi

Kaynuka Oğullan, Kureyza Oğullan ve Nadr Oğulları, Yesrib’i çepeçevre ku­şatmışlarken Hayber, müstahkem kaleler topluluğu ile de onlara güven veriyordu, öte yandan Mekke ticaret yolu üzerinde bulunmalan aynca bir kazanç vesilesiy- di. Yaşadıkları topraklar da Arap yanmadası içerisinde zirai olarak en verimli top­raklardı.

Öte yandan Yahudilerin dini özellikleri, sahip oldukları kitapları ve kitap etra­fında oluşturduktan yazılı kültür, onların cahili Arap toplumu üzerinde ki etkinlik­lerini artırıyordu. Geçmişe dönük bilgi birikimi, Arapların öğrenme taleplerinin sürekli kendilerine yönelik olmasını sağlıyordu. Bu da onlara bir diğer üstünlük kay­nağı oluyordu.

Arap yarımadasındaki Yahudi kültürü, cahili Arap toplumunun dini düşünce ve inanç yapılarını değiştirmemekle beraber farklı ve egzotik yapısıyla onların il­gisini çekiyordu.

Kitap sahibi bir başka din mensubu Hristiyanlar da Arap yarımadasında ken­dilerine yer bulmuşlardı. Her ne kadar Yahudiler gibi organize topluluklar -kabi­leler- halinde bulunmasa da çeşitli şekillerde Mekke toplumuyla diyalog kuruyor­lardı. Bununla beraber Necranda, Himyerde ve bazı bölgelerde topluluklar ha­linde bulunuyorlardı. Diğer taraftan Arap yarımadasının kuzeyinde Doğu Roma - Bizans - İmparatorluğu, batısında da -Kızıldenizin hemen ötesi - Habeş Hristiyan devleti - Necaşilerin hükümranlığında bulunuyordu. Yarımadanın güneyi Yemende Habeş hükümdarlığına bağlıydı ve Hristiyan topluluklar yaşıyordu.

Putperest Roma İmparatorluğunun zulmünden kaçan Hristiyanlar dağ başlarında yahut ıssız çöllerde kendilerine manastırlar yapmış ve oralarda dinlerini de­vam ettiriyorlardı. Bunlardan bazıları, daha sonra Roma, Hristiyan olmasına rağ­men, manastır hayatlarını sürdürmüşlerdir. Bunlardan Arap yarımadasının çölle­rinde bulunanlarla Mekke ve civar Arap kabileleri seyahatler esnasında görüşü­yorlar ve onlardan dinleriyle alakalı bilgiler ediniyorlardı.

Buna ilaveten Kureyş ticaret kervanlarının yaz-kış yaptıkları yolculuklarda da büyük Hristiyan topluluklarla karşılaşıyorlar, onlarla hem ticari ve hem de kültü­rel ilişkiler kuruyorlardı. Yahudilik gibi kavmileştirilmediği için Hristiyanlık Araplar arsında daha farklı algılanıyordu. Fakat içlerinden Hristiyanlığa yönelen ve iman edenlerde bulunmaktaydı.

Yaşam tarzlarını değiştirmeyecek ve kurulu düzenlerine ses çıkarmayacak tüm inanç sistemlerine açık olan cahiliye toplumu Yahudiler ve Hristiyanlarla da bu türden bir ilişkiyi normal buluyordu.

Copyright 2018 © RAHLE DERGİSİ