İSLAMİ ÖZGÜRLÜK VE KULLUK BİLİNCİ* - rahle.org

İSLAMİ ÖZGÜRLÜK VE KULLUK BİLİNCİ* - rahle.org

İSLAMİ ÖZGÜRLÜK VE KULLUK BİLİNCİ*


Facebookta Paylaş
Tweetle



20. YÜZYIL, YENİLENMİŞ İSLAM ümmetinin en temel gerçeklerini ödünç kavramlarla izah etmek zorunda kaldığı bir çağdır. Müslümanlar için nefes almak kadar doğal ve iman kadar yakin bir çok olgu, yeniden tanımlanmak ve yorum­lanmak zahmetini gerektirmiştir. Bat medeniyetinin iki bin yıl sonra keşfedip(l) de çok geniş bir şeymiş gibi lanse ettiği birçok gerçek denizde balık gibi bu gerçek­leri zaten yaşayan Müslümanlar için de aldatıcı ve cezbedici olabilmiştir. Ümmet, uzun süren bir aldanış döneminden sonra yeni yeni kendi asıl gerçeğini görmeye başlamış ve kendisine döndükçe Batılının ufkunun dahi almayacağı bir keyfiyet ve tabiilik içerisinde kendinde olanı keşfetmeye başlamıştır. Ancak batılılar kadar pazarlamadığı için olsa gerek hala bir çok konuda görülmek istendiği gibi tanımlanmakta ve kendini ifade edememektedir.

Bu durumun en çarpıcı ve en iyi özetlendiği, daha doğrusu odaklanarak kavranabileceği konu özgürlüktür. Zira özgürlük, bütün bir tarihin ve yaşamın etrafında döndüğü insan varlığının en temel bir sorunu olarak ve hem de İslam'ın insanlığa sunduğu yaşam tarzının sebebi ve sonucu olarak, bir çok gerçeğin doğru kavranmasının da anahtarıdır.

Son yüzyıldır batı uygarlığının saldırı ve ithamları altında kendine güvenini kaybeden İslam ümmeti, bir çok konuda olduğu gibi özgürlük sorunu karşısında da kompleksli ve ürkek tutuma yönelmiştir. Ya eziklik duygusuyla batılıların sonu hayvanlaşmaya inen özgürlükçülüğünü İslam'da aramaya çalışmış, ya da yalnızca bu tür bir özgürlük anlayışının bütün olumsuzluklarını eleştirip, sonuçta özgürlük gerçeğini de inkara varan ürkek bir tavır göstermiştir. Her iki tavır da sonuçta edil­gen, savunmacı ve hatalıdır. Çünkü islami özgürlüğü kavrama ve kavratma çabası olma özelliği taşımaktadır.

ÖZGÜRLÜK NEDİR?

Osmanlıca hürriyet, Kürtçe ve Farsça azadi, Fransızca liberte, İngilizce lıberty veya freedom ve Türkçe özgürlük. Her dil ve Kültürde farklı bir kelime ile ifade edilen bu olgu, dinler ve ideolojiler tarafından tanımlanmış ve doğal olarak her dildeki anlamı, o dilin mensup olduğu kültür tarafından şekillendirilmiştir. Bütün

kültürleri etkileyen medeniyet içerisinde anlamını bulan kavramlar her dilde ben­zer tanımlamalara yol açmıştır. İşte özgürlük kavramı da son iki yüzyıldır bütün insanlığa batılılann tanımladığı şekilde tercüme edilmiştir. Oysa batılıların "liberte- si", insanı; dünyaya, eşyaya ve insanlara, kurumlara ve kavramlara köle yapan ve binlerce puttan birini seçmek zorunda bırakan bir çeşit tutsaklıktır. İnsanı Allah’­tan uzaklaştırma ve yüzlerce putun arenasına terk etme çabasıdır.

Batılıların özgürlüğü "serbestlik" olarak kavradıkları ve bunun da hayvanlaşma olduğu biliniyor. Üzerinde fazla durmaya gerek yok asıl açığa çıkartılması gereken ve hem İslami hareketi hem de İslam toplumunu yorumlarken kullanacağımız anahtar kavramlardan biri olarak özgürlüğün bize ne anlam ifade ettiği olmalıdır.

KULLUK BİLİNCİ, YERYÜZÜNÜN HALİFELİĞİ VE ÖZGÜRLÜK

Müslümanların özgürlüğü, üç terimle özetlenebilir. insan yeryüzünün halifesidir ve sorumlu olduğu emaneti yüklenmiştir. Dünya hayatı, Allah’a kulluk için tayin edilmiştir ve insan yapıp ettiklerinden ahiret hayatında karşılık bulacaktır. Hayatı bu minval üzere yaşamanın önündeki tüm engeller insanı karanlığa, zulme ve fit­neye duçar etmektedir. Müslüman inancını yaşama çabası yanında bu engeller­den uzaklaşma (beraat, teberri) ve fitneyi ortadan kaldırma mücadelesi vermek zorundadır.

Müslümanların "la ilahe illallah" şiarıyla özetlenen bu yaşam düsturu sayesinde ulaştıkları seviye özgürlüktür. Kula kulluktan, sahte tanrılardan, boş ve değersiz alışkanlıklardan, geçici dünya hayatının yalancı cazibesinden, zalim ve müstebit tağuti otoritelerden, eşyalardan, .mal ve mülkten, atalar dininden, toplum baskısından, bilim ve teknolojinin yabancılaştırmasından, kurumların, aygıtların, makam ve mevkilerin, şan, şöhret ve lüks düşkünlüğünün hegemonyasından, insanı Allah'a kulluktan uzaklaştıran her şeyden kendisini arıtması ve yalnızca Allah'a kulluk yapma seviyesine gelebilmenin adıdır özgürlük.

Bu çerçevede Müslümanların özgürlüğü, Allah’tan başka her tür otorite ve baskıya boyun eğmemekle sınırsız bir başkaldırıyı, yalnızca Allah'a boyun eğmekle de kişilik kazandıran, hayatın ve ölümün anlamını kavratan ve insanı olgunlaştıran bir sorumluluğu, mutiliği ve tevazuyu bir araya getirir. Yeryüzünün halifesi olmanın bilinciyle dünyayı imara ve düzenlemeye yönelir. Şerri, kötülükleri, haksızlıkları ve küfrü ortadan kaldırmaya çalışır. İyiliği, güzelliği, erdemi ve bilgiyi

egemen kılar. Öte yandan ölümü ve hesap gününü bütün bir yaşama şırınga eder. Her an ölecekmiş gibi, her saniyenin hesabını veriyormuş gibi duyarlı ve dikkatli bir yaşam sürer. İster insanlık adına ister sözde Allah adına (!) kendisine hükmet­meye, rabblik yapanlara boyun eğmez. Hiç kimsenin hiçbir gücün Allah'ın temsil­cisi ve gölgesi olmadığını bilir. Herkesin Allah’ın yanında eşit olduğunu, üstünlüğün yalnızca Allah’a bağlılık ve itaat derecesi ile ölçüldüğünü, dinin malikinin yalnızca Allah olduğunu bilir. Dinin sahibi olmaya yeltenen din adamlarını, manevi otoriteleri, ve kurumlan reddeder. İlim sahipleriyle ilişkisini yalnızca öğrenme ve terbiye olma çerçevesinde değerlendirir. Kapitalizmin yeni tanrıları olan paraya, iletişim organlarına, devlet de dahil bütün totaliter kurumlara, ifsad edici alışkanlıklara, cezbedici kavram ve sloganlara, resmi evrak ve kağıt parçalarına, insanları bu gibi masum görünen araçlar yoluyla insanları kul ve köle yapan her şeye karşı direnir. Sömürgeye, istibdada, işkenceye, devlet terörü ve baskılarına, insanların can, mal, akıl nesil, din, dil, kültür, gelenek, düşünce ve ifade etme haklarına karşı olan her tür politika ile mücadele eder. Müslümanın özgür­lüğü, insanla Allah arasındaki tüm engelleri yok eder, insanların özgürce tercih yapmalarını, hak ve batılı kendi iradeleriyle seçmelerini sağlar. Batılın kaynağı ve yaygınlaşma yollarını kurutmaya çalışır, hiçbir kötülüğün karşılıksız kalmayacağı bir adalet ve hukuk düzeni oluşturur. Müslümanın özgürlüğü İsmet Özel'in güzel tabiriyle Öz un Gürlüğüdür, insanın kalbinin ve kafasının gelişmişliğidir. İradesinin bedeni üzerinde hükümet olmasıdır. Eşya ve insanlar üzerinde sağlıklı ilişkiler kurabilmesidir. Şiirsel bir duyarlılık, sağlam bir akıl ve sağlıklı bir bedene sahip ola­bilmektir. İman ilkeleri dışında hiçbir sınır tanımamak, sorgulayıcı ve keşfedici olmaktır. Hem yaşamı hem ölümü sevebilmektir. Ne yaşamın ölümü, ne de ölümün yaşamı unutturmasına izin vermemektir. Geçmişi eleştirmek, geleceği tasarlamak ve bugünü bütün gerçekliği ile hissederek yaşamaya çalışmaktır. Ölümü ve hesap gününü; tarihi, bugünü ve geleceği değerlendirirken ölçü kılmaktır. Allah’ın razı olacağı bir ölüme güle oynaya koşabilmektir. Müslümanın özgürlüğü, sevebilmektir. Dünyayı değiştirmeye çalışmaktır, kötülüklere karşı dur­maktır. Müslümanın özgürlüğü, yalnızlıktır. Kendisinin bilincinde olmaktır. Yaşam ve ölüm üzerinde tefekkür edebilmektir. Varolmayı hissetmek ve şükretmektir. Müslümanın özgürlüğü, başkaldırı ile itaati, sevgi ile nefreti, yaşam ile ölümü ve fiziki olanla fizik ötesini bir araya getirebilmek ve dengelemektir. Müslümanın özgürlüğü, tevhidin ve ahiretin bilincine varmaktır. Inna lillah ve inna ileyhi raci- un'dur.

İSLAM TOPLUMU ÖZGÜRLÜK TOPLUMUDUR

İnsanı ve toplumu özgürleştiren bir Islam'i mücadelenin zaferi, özgürlüğün egemen olması demektir. İnsanların ilahi gerçekle apaçık bir şekilde yüzyüze gelmesidir. Özgürce tercih yapma ve tercihi doğrultusunda yaşamasıdır. Fitne, zulüm, şirk ve ifsad edici bütün kaynakların yok edilmesidir. İslam toplumu insan­ların can, mal, din. akıl, nesil, dil, etnik köken, düşünce ve örgütlenme haklarının emniyette olmasıdır, insanları Allah'a kulluktan alıkoyan her tür kötülüğün ve Müslümanlara yönelik düşmanca saldırıların dışında her tür inanç ve düşüncenin, değer ve geleneğin kendisini ifade etmesidir. İnsanların insanca yaşayabilmesi, Müslümanların Müslümanca yaşayabilmesidir. Canlı, dipdiri, coşkulu ve sürekli gelişen bir yaşamdır. Bilgiye, servete ve her tür imkana sahip olup da insanlığı yok edecek bir teknoloji üretmemektir. Kisraların ve kralların saraylarına pevasızca girip "insanları kula kul eden dinlerin baskısından kurtarmaya geldik" diyebilmek­tir. Bolluğu ve kıtlığı, felaketi ve zaferi, bilgiyi ve serveti, yönetmeyi ve yönetilmeyi adaletle paylaşabilmektir.

 

Müslümanlar iman ederek girdikleri özgürlük denizinin farkında değildirler. Beyinlere ve kalplere hükmeden yüzlerce putun tasallutundan kurtulmuş olanlar için özgürlük tanımlanması dahi zor bir öz gerçeklik olur. Belki de İslam'ın deryasına girmeyenler Müslümanın özgürlüğünü anlayamamaktadırlar. Tıpkı iç güdülerine, bedenine, arzularına köle olan hayvanların insanları anlayamamaları gibi. Müslümanlar topluma özgürlüğü öğretmekle sorumludurlar. Çağımızda insanların yaşadığı hayatın yeni bir kölelik olduğu, Allah'ın dışındaki bütün otoritelerin gayrimeşru olduğunu ve İslam’ın insanı yücelten yegâne din olduğunu iyi anlatmalıdırlar. Kapitalist çağın iyice ifsat ettiği, yalama ettiği insanlara kişilik ve sorumluluk duygusunun ne olduğunu öğretmelidirler. Müslüman olmanın, Müslümanca yaşama çabasının hiçbir benzeri olmayan bir özgürlüğü olduğunu anlat­malıdırlar. İslam toplumunun felah sulh ve sükûn toplumu olduğunu, aydınlık ve esenlik olduğunu kavratmalıdırlar.'

Özgürlüğün, Allah'la dostluk olduğunu ve hem yaşamı hem ölümü anlamlı kılan bu mertebenin İslam dışında hiçbir din tarafından sağlanamayacağını göster­melidirler. O yüzden İslami hareket özgürlükçü boyutunu, daha bir öne çıkar­malıdır. Kıt akıllarına ve uçkurlarına boyun eğmeyi özgürlük diye yutturan liberal laik ve solcu ideoloji mensuplarının Müslümanlara ne kadar zavallı ve hem de küstah gördüğünün daha yüksek sesle anlatmalıdırlar. İnsanlar, İslam'la küfür arsında özgürlükle kölelik farkı olduğunu bilmelidirler, İslami hareketin özgürleştirici boyutunu görüp İslam düşmanlarıyla Müslümanlar arasında hayvan­la insan farkı olduğunu anlayabilmelidir. Onun için Müslümanların özgürleşme ve

özlerini gürleştirme özelliklerini topluma yansıtma sorumlulukları vardır. Kafirler­den daha olgunca ve daha yüksek sesle "özgürlük şiarımızdır" diyebilmelidir. Tabii ki bunlar, özgürleşebilmiş Müslümanların işidir ve İslami hareket insanlarını özgür­leştirmeyi de iş edinmelidir.

*Alıntı:

Ahmet Özcan, İslami Uyanıştan İslami Harekete, Bengisu Yay.    

Copyright 2018 © RAHLE DERGİSİ