TEMİZLİK - rahle.org

TEMİZLİK - rahle.org

TEMİZLİK


Facebookta Paylaş
Tweetle

 

 Muhammed ALİMOĞLU

 

 

İslam’ın bir din olarak üzerinde en çok durduğu meselelerden birisi de temizliktir ve bunun hem maddi hem de manevi yönü bulunmaktadır. Bütün kâinata hâkim olan ve tüm kusur ve noksanlıklardan münezzeh olan yüce yaratıcının kudretiyle her yerde bir temizlik faaliyetinin olduğu görülür. Hatta çevremizi iyi gözlemlediğimiz takdirde bizim dışımızda meydana gelen tabiat olaylarının aslında bir tür temizlik faaliyeti olduğu söylenebilir: rüzgârın yeri süpürmesi, yağmurun yeryüzündeki tozu yatıştırması, yırtıcı hayvanların karınlarını doyurmak gayesiyle değişik yerlerde bulunan cesetleri ortadan kaldırmaları, yerlerden necaset toplayan hayvanların yaptığı birçok faaliyet, gözkapaklarının gözü temizleme özelliği bu çerçevede sayılabilir. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün olduğu gibi bunlardan hareketle temizliğin aslında fıtrî olduğu da ifade edilebilir.

Şirkin ve dolayısıyla müşriklerin Kur’an’da manevi açıdan necis kabul edilmesi[1] ve iman etmenin bunu temizlediğinin ifade edilmesi temizliğin manevi boyutuyla ilgilidir. Aynı zamanda tövbe, murâkabe, tezkiye vb. kavramlar da temizliğin manevi boyutuyla ilgili kavramlardır. Ayrıca Cenâb-ı Hakk’ın bizlere emrettiği ibadetlerin de yine değişik temizlik alanlarıyla ilgili olduğu görülür. Örneğin namaz insanı bütün kötülüklerden temizler, zekât malda bulunan kirleri temizler, oruç insanın hem içini hem de dışını kötülüklerden temizler, hac ibadeti ise insanda bulunan mal sevgisi gibi kötü bir hastalığı temizlediği gibi diğer insanlarla eşit seviyeye gelen bireyin içindeki kibir ve gurur hastalığını temizler.

Temizlik olgusu Kur’ân’ın değişik yerlerinde farklı vesilelerle vurgulanmıştır. Bir ayette “Allah temizlenenleri sever”[2], başka bir ayette de Hz. Peygamber (sav)’a hitaben “elbiseni temiz tut” buyrularak buna işaret edilmiştir. Bu ayetlerdeki temizliğin maddi veya manevi oluşu bizi burada fazla ilgilendirmemektedir[3]. Çünkü her iki temizlik türü de İslam’ın gerek maddi pisliklerden ve gerekse Allah’a şirk koşmak, günah işlemek, riya, kibir, iki yüzlülük gibi manevi pisliklerden kurtulmayı ne kadar önemsediğini ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Nitekim bir ayette de “Allah çok tövbe edenleri ve çok temizlenenleri sever”[4] buyrularak her iki temizlik türüne birden işaret edilmiştir.

İnsanda bulunan iç temizlik zamanla dışa taşarak Allah’ın sevdiği bir kul olmasını sağlar. Nitekim haklarında “Onda (Kuba Mescidi) maddi ve manevi pisliklerden temizlenmeyi seven kimseler vardır. Allah da çokça temizlenenleri sever”[5] âyeti nâzil olan Kuba halkına Rasûlullah (sav) “Allah sizleri temizlik hususunda övmektedir, bu övgüye sebep olan temizliğiniz nedir?” diye sorunca onlar: “Biz namaz için abdest alır, cünüp olunca yıkanır, su ile de istinca yaparız” demişlerdir[6]. Dikkat edilirse burada maddi temizlik onları iç olgunluğa götürmüş ve bunun neticesinde de Cenâb-ı Hak tarafından takdir edilmişlerdir. 

İslam medeniyeti temizlik medeniyetidir. Gerek Kur’ân ve gerekse hadislerde temizlik üzerinde titizlikle durulması Müslümanları bu konuda ileri bir düzeye taşımıştır. Nitekim yaşadığı toplumu vahiy ile şekillendiren Hz. Peygamber Efendimiz (sav): “Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillâh mîzânı, sübhânellâhi ve’l-hamdülillâh yer ile göklerin arasını sevap ile doldurur. Namaz nurdur, sadaka burhandır, sabır ziyâdır, Kur’ân senin ya lehine ya da aleyhine delildir”[7] buyurarak hem iç hem de dış temizliği açık bir şekilde teşvik etmiştir. Bu hadiste zikredilen değişik güzel hasletlerin başında temizliğin yer alması tesadüfî değildir. Çünkü bütün ibadetlere temizlikle başlanır. Ayrıca belirtilen diğer vasıfların tümü manevî olarak insanı temizlemeğe dönüktür. Nitekim hayatı boyunca imanla yaşamaya çalışan birey sürekli bir iç ve dış temizlik içerisindedir: Tüm kötülüklerden arınmış olarak tertemiz bir şekilde Allah’ın huzuruna varmak!

Müslüman olmak zaten başlı başına Kur’ân’da necis olarak ifade edilen şirkten temizlenmedir. Ayrıca ibadet hayatının sürdürülebilmesi için gusül abdestinin gerekliliği ve dinin en temel ibadetlerinden olan namaza abdestle başlanması da temizliğin ehemmiyetini göstermesi bakımından önemlidir. Hz. Peygamber (sav)’ın bayram ve Cuma namazlarından önce vücudun tamamını yıkamayı teşvik etmesi de yine temizliği sağlama gayesine matuftur. Bunların hepsi bir arada düşünüldüğü takdirde yukarıdaki hadiste temizliğin imanın yarısı olarak ifade edilmesi daha güzel bir şekilde anlaşılabilir.

İslam’ın temizlik konusundaki ısrarının bir neticesi olarak Müslüman âlimler fıkıh kitaplarının hemen başında temizlik konusunu ele alırlar. Çünkü temizlik olmadan sağlıklı bir ibadet hayatının olması da pek mümkün değildir. Müslümanların tarihte ortaya koymuş olduğu bu önemli değerlerin bugün kendi yaptıklarının faturasını ağır bir şekilde ödeyen insanlığa yeniden sunulması büyük sıkıntıları (çevre kirliliği, küresel ısınma vb.) hafifletecektir. Ama bizim her şeyden önce bu değerlerimize sahip çıkmamız gerekmektedir.

 ___

Dipnotlar

[1] Tevbe 9/28, 95, 125; En’âm 6/125.

[2] Tevbe 9/108.

[3] Tefsir kaynaklarında bu temizliğin maddi veya manevi oluşu üzerinde uzun uzadıya tartışmalar yapılmaktadır. Örneğin Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili, VIII, 416/417.

[4] Bakara, 2/222.

[5] Tevbe 9/108.

[6] İbn Kesîr, IV, 154.

[7] Müslim, Tahâret 1; Tirmizi Daavât 86; Nesâî, Zekât 1.

 

 

Copyright 2018 © RAHLE DERGİSİ